Sahneye çıkmaya korkan bir yalnız ve yanlışlıklar bütünlüğü ile başa çıkabilme arzusu içerisindeyim. Anlamsızlıklar var hayatımda bir yalan gibi . Ama neden bunun neden olduğu acı çektiren bir gece gibi içime düşen acılarım sancılarım ve sensizliğin vermiş olduğu bir yanılsama bir karabasan gibi hayatıma çöken nedensiz bir cümlenin kağıdımda hayat bulması gibi gecip giden bu ömürde bir tek sen varsın ....Bu gün bütün yalnızlığımı unutup gecen butun bu hayata inad yaşamaya çalışmamdaki tek neden olan sana bağlanmamın nedenini hala çözemiyorum. Ama neden bu bilinmezlik içerisinde eriyip gittiğimin ise farkında hiç değilim . Şimdi senden önce senden sonra nerelerde neler yapacağımı bile bilmeden neden gecen zamanın bekçisi gibi hissediyorum kendmi inan bilmiyorum ama bana neden böle bir cezanın verildiğini hala anlamış değilim ki . Zamana bekçilik etmek kadar bana zor gelen bir diğer şey ise anlamsız kelimeler kurduğum bir yalana sensizlikle birlikte kendimi ve hayallerimi de ortak ediyor olmam ....Hayallerim vardı bazı geçmiş zamanlarda , daha solmamıştı ve hala canlıydı hayallerim. Bir sonbahar akşamında Kardenizin azgın sularının şaitliğinde umutlarımın ortaklığına sığınmıştım zamanın giderek beni içine çekişi , Cezmi okuduğum ve aşktan sevgiden giderek nefret ettiğim bir dönemin başlarında yaradının olup olmadığını sorgulayarak gecen akşamlarda bazı belirsizlikler olsada hayatımda mutlu gibi yaşamak kolay geliyordu . Dostlara gülmek ama köşeyi dönünce nefesimi kesen hıçkırıklara şiirler yazarak mutluluğun ne olduğunu anlamaya çalışırken bir gün gece beş buçukda Akdenizin ortasında bu adada kendimi yapa yalnız bulmuşken sen girdin birden ve ansızın hayatıma . Ama içimde hala beni alıp gitmekte direten yalnızlık ateşini södürmeye çalışırken geceye doğan bir ışık gibi gözlerine şiirler yazmak alıkoydu beni yalan yanlış geçmişimin içinde kalmaktan . Bugün burada bazı geceler uykusuzluk nöbetlerinin başında günahlarımın ömrümden çıkması için her gece yakardığım tanrıya günahlarımı affetmesi için geçmişimin izlerinden biraz olsun ayrılıp geleceğimin anka kuşu gibi parlak ışığında hala kalabalığın içide yapa yalnız kaldığımı fakat bu yalnızlığımın sen kalabalığımın sen olduğunun farkına vardığım şu yeni günün ilk saatlerinde bazı bildiklerimin ne kadar yanlış ne kadar doğru olduğunun sorgusundan vaz geçmek doğrultusunda ilerliyorum ....Girdiğin de insananı ürküten bu ada da beş parmak dağlarının şehvetinde Akdenizin erotizminde yaşarken o günleri, içimde olan bir kıvılcımken şimdi cehennem ateşi kadar büyümüş olan sen neden yalnızlığıma koşulsuz ortak oluyorsun bilmiyorum ama bu ortaklıktanda epeyce mutluyum . Ama bu yalnız ve terk edilmiş ada da geçen günlere baktıkça sistemin nedenli bir çark olduğunun ve benim bu çarkın içinde gittikçe daha da çok rol aldığımın ve sahnelenmekte olan çıkar adlı oyunda git gide baş rol oynamaya başladığımın farkına varıyor olmak beni biraz ürkütüyor . Ne bileyim zamanın getirileri belkide bu. Abilerin , ablaların anlatığı sisteme ayak uydurma zırvalıkları diye düşündüğüm şeyler belkide bunlar. Sisteme ayak uyduran bir zırvalık oluyorum yavaş yavaş ideolojimden fikirlerimden neden ve niçin vazgeçtiğimi düşünüyorum bu aralar hayat felsefem “carpe diem “ diye çığıran boğazım bugun ne “carpe diem “ diyor nede ideolojim için söylemlerde bulunuyor ama neden olursa olsun bilmiyorum ki neyin bana doğruluktan vazgeçici bir yalnızlığın aritmetik ortalamasının tirgonometrik değerinin iki katından daha az kalıyor anlamıyorum . Belkide bazı şeylerden vaz geçişimin neden senin benden uzaklaşabilme ihtimalinden korktuğum için hiç sevmediğin ideoloji söylemlerimden vaz geçiyorum ve de hayat felsefemden vaz geçiş nedenim artık hayatımda senin oluşundur belki. Peki bu kadar basitmiydi çam sakızı kokan eğitimlerden geçen beyninim içinde kopan devrim söylemlerinin son buluşu yada her sabah kalkıp hadi ey hayat bugun yeni bir savaş daha başlıyor seninle benim aramda demeden uyanmak basitlikmi anlamıyorum . Belkide yoruldum artık hep azınlık olmaktan hep yanlış anlaşılmaktan ama neden bu kadar güçsüzmüyüm acaba bu kadarmıydı ömrü “Yoldas”ın. Trabzondan çıkan ve herkezin tek dediği “Yoldaş” bu kadar korkakmıydı bilmiyorum ama biliyorum ki artık sonbahar değil mevsimlerim ve artık kahverengi baharlar yaşamıyorum , ilkbahara döndü kışım ve artık gökkuşağının renklerinde baharlar yaşıyorum ellerimde senin sıcak ellerin ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder