Haftanın Videosu- Grup Baran - Kanatlarında Kaldı

15 Eylül 2007 Cumartesi

BİR BARDAK DEMLİ ÇAY



Babam Aydın GÖZAÇAN'a





Anlatamıyorum galiba diye düşündüm... Ama ne olursa olsun anlatmalı bildiklerimi paylaşmalıydım .. Ölüm gibi çünkü sırlar ve beni daima yıkıp geçiyorlardı . Şimdi geçen yirmi yılın arkasından baktığımda , nelere kadir olduğumu fark ediyorum . Anlatmak isteğimde burada başlıyor .
Geçen günler de Kanal D 'de yayımlanan "Çemberimde Gül Oya " adlı diziyi seyrediyordum . Ve bence tamamıyla o dönemi anlatmıyordu . Sevmemiştim diziyi . Bunu tartışmak için babama döndüğümde ise gözlerinin dolduğunu fark ettim . Elleri titriyor ve o yıllara ve türlü acılara dayanan kalbinin hızlı hızlı çarptığını hissedebiliyordum ...
Onunda o dönemleri yaşadığını biliyordum ama ne ben sormuştum o dönemleri ne de o anlatmıştı . Sürekli kanayan bir yara olduğunu biliyordum içinde . Ama o anda içinden bir ses tam zamanı dedi şimdi tam zamanı . Artık dinlemeliydim onu neler anlatacaktı çok merak ediyordum . Kitaplardan dergilerden öğrendiğim ve öğrenmemi teşvik eden insanı dinleye bilecektim şimdi . Onu kırmaktan korkarak da olsa "o dönemler nasıldı ? " diye bildim sadece . Nasıl çıkmıştı bu soru ağzımdan bilemiyorum ama olmuş bitmişti artık . O buğulu gözleriyle beni süzüyordu. Nefesimi tutmuş onu dinliyordum .
İlk yakalandığı zamandan dostlarından , hiç geri gelemeyen arkadaşlarından bahsetti önce. Sonra içeriyi o insanların iliklerini donduran hatıraları anlattı . Kah güldük beraberce kah ağladık. Anlatan babamdı beni var eden beni her zaman teselli eden babam .. Şimdi sanki benim tesellimi bekliyordu . Söyleyecek söz bulamıyordum kelimeler boğazıma düğümlenmiş ne yapmam gerektiğini bir türlü çözememiştim .
Birden sustu . Dudakları titriyordu . Kalk çay demle dedi. Bir asker edasında ayağa fırladım . Çayı demledim. Çay olana kadar hiç konuşmadık . Aslında konuşan suskunluğumuzdu . Anlamını yitirmişti çünkü kelimeler . Ve şimdi dedikten sonra çayını yudumladı . Olmamış dedi , hem de hiç olmamış . Şaşırmıştım . Neden diye bildim sadece . Anlatmaya başladı ..

Pol-Der üyesi olduğunu daha sonra öğrendiği bir polisten bahsetti ve anlatmaya başladı ;
Sorgudan yeni çıkmıştım. İçimde tek bir şeyin özlemi vardı o anda . Şu soğuk hücrede bir bardak sıcak çay . Hücrenin kapısı açıldığında içimde bir korku birikti . Daha yeni gelmiştim yinemi götürülecektim . A.. geldi hocam buyur çay demledik gel iç dedi . Korkuyordum ne olacağını anlamamıştım . İlk önce yeni bir psikolojik işkence diye düşündüm . Kollarımdan tutup beni alt kata inen merdivenlerin altındaki küçük odaya soktu . Bir bardak çay uzattı bana gecenin karanlığı kadar demliydi. Açken bunu içersem ölürüm dedim . O çocuksu yüzü birden gülümsemeyle ve birazda utançla dolmuştu birden . Pardon hocam dedi bir kaç şeker daha ver di . O soğuk odadaki en güzel çaydı dedi . Onun gibi olmamış Ozan dedi . Hem de hiç olmamış . Korkunun beslediği o demli çayın tadı gibi olmamış . Anlamıyorsun beni. Bir gün sende içersen o kokunun beslediği demli çayı anlarsın dedi. Yatmaya gitti .
Aklımdan geçen tek şey vardı . Bir gün baba bir gün seninle korkunun o demli çaylarından özgürlüğün ışığı altın beraber içeceğiz . En kötü günlere inat.
18.Ekim.2004

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Merhaba:)) Bu bloğunuza ilk ziyaretim ve "Türk Blog Yazarları"ndan geldim. Yazılarınızı elimden geldiğince okumaya çalıştım malum iş yerindeyim:) Çok başarılı bir yazı olduğunu belirtmek isterim. O kadar içten, o kadar duygulu ki bir bardak çayın hasretinden yoksun olmanın eksikliğini hissettirdi bana. Sevgiler...