
Babam Aydın GÖZAÇAN'a
Anlatamıyorum galiba diye düşündüm... Ama ne olursa olsun anlatmalı bildiklerimi paylaşmalıydım .. Ölüm gibi çünkü sırlar ve beni daima yıkıp geçiyorlardı . Şimdi geçen yirmi yılın arkasından baktığımda , nelere kadir olduğumu fark ediyorum . Anlatmak isteğimde burada başlıyor .
Geçen günler de Kanal D 'de yayımlanan "Çemberimde Gül Oya " adlı diziyi seyrediyordum . Ve bence tamamıyla o dönemi anlatmıyordu . Sevmemiştim diziyi . Bunu tartışmak için babama döndüğümde ise gözlerinin dolduğunu fark ettim . Elleri titriyor ve o yıllara ve türlü acılara dayanan kalbinin hızlı hızlı çarptığını hissedebiliyordum ...
Onunda o dönemleri yaşadığını biliyordum ama ne ben sormuştum o dönemleri ne de o anlatmıştı . Sürekli kanayan bir yara olduğunu biliyordum içinde . Ama o anda içinden bir ses tam zamanı dedi şimdi tam zamanı . Artık dinlemeliydim onu neler anlatacaktı çok merak ediyordum . Kitaplardan dergilerden öğrendiğim ve öğrenmemi teşvik eden insanı dinleye bilecektim şimdi . Onu kırmaktan korkarak da olsa "o dönemler nasıldı ? " diye bildim sadece . Nasıl çıkmıştı bu soru ağzımdan bilemiyorum ama olmuş bitmişti artık . O buğulu gözleriyle beni süzüyordu. Nefesimi tutmuş onu dinliyordum .
İlk yakalandığı zamandan dostlarından , hiç geri gelemeyen arkadaşlarından bahsetti önce. Sonra içeriyi o insanların iliklerini donduran hatıraları anlattı . Kah güldük beraberce kah ağladık. Anlatan babamdı beni var eden beni her zaman teselli eden babam .. Şimdi sanki benim tesellimi bekliyordu . Söyleyecek söz bulamıyordum kelimeler boğazıma düğümlenmiş ne yapmam gerektiğini bir türlü çözememiştim .
Birden sustu . Dudakları titriyordu . Kalk çay demle dedi. Bir asker edasında ayağa fırladım . Çayı demledim. Çay olana kadar hiç konuşmadık . Aslında konuşan suskunluğumuzdu . Anlamını yitirmişti çünkü kelimeler . Ve şimdi dedikten sonra çayını yudumladı . Olmamış dedi , hem de hiç olmamış . Şaşırmıştım . Neden diye bildim sadece . Anlatmaya başladı ..
Pol-Der üyesi olduğunu daha sonra öğrendiği bir polisten bahsetti ve anlatmaya başladı ;
Sorgudan yeni çıkmıştım. İçimde tek bir şeyin özlemi vardı o anda . Şu soğuk hücrede bir bardak sıcak çay . Hücrenin kapısı açıldığında içimde bir korku birikti . Daha yeni gelmiştim yinemi götürülecektim . A.. geldi hocam buyur çay demledik gel iç dedi . Korkuyordum ne olacağını anlamamıştım . İlk önce yeni bir psikolojik işkence diye düşündüm . Kollarımdan tutup beni alt kata inen merdivenlerin altındaki küçük odaya soktu . Bir bardak çay uzattı bana gecenin karanlığı kadar demliydi. Açken bunu içersem ölürüm dedim . O çocuksu yüzü birden gülümsemeyle ve birazda utançla dolmuştu birden . Pardon hocam dedi bir kaç şeker daha ver di . O soğuk odadaki en güzel çaydı dedi . Onun gibi olmamış Ozan dedi . Hem de hiç olmamış . Korkunun beslediği o demli çayın tadı gibi olmamış . Anlamıyorsun beni. Bir gün sende içersen o kokunun beslediği demli çayı anlarsın dedi. Yatmaya gitti .
Aklımdan geçen tek şey vardı . Bir gün baba bir gün seninle korkunun o demli çaylarından özgürlüğün ışığı altın beraber içeceğiz . En kötü günlere inat.
Geçen günler de Kanal D 'de yayımlanan "Çemberimde Gül Oya " adlı diziyi seyrediyordum . Ve bence tamamıyla o dönemi anlatmıyordu . Sevmemiştim diziyi . Bunu tartışmak için babama döndüğümde ise gözlerinin dolduğunu fark ettim . Elleri titriyor ve o yıllara ve türlü acılara dayanan kalbinin hızlı hızlı çarptığını hissedebiliyordum ...
Onunda o dönemleri yaşadığını biliyordum ama ne ben sormuştum o dönemleri ne de o anlatmıştı . Sürekli kanayan bir yara olduğunu biliyordum içinde . Ama o anda içinden bir ses tam zamanı dedi şimdi tam zamanı . Artık dinlemeliydim onu neler anlatacaktı çok merak ediyordum . Kitaplardan dergilerden öğrendiğim ve öğrenmemi teşvik eden insanı dinleye bilecektim şimdi . Onu kırmaktan korkarak da olsa "o dönemler nasıldı ? " diye bildim sadece . Nasıl çıkmıştı bu soru ağzımdan bilemiyorum ama olmuş bitmişti artık . O buğulu gözleriyle beni süzüyordu. Nefesimi tutmuş onu dinliyordum .
İlk yakalandığı zamandan dostlarından , hiç geri gelemeyen arkadaşlarından bahsetti önce. Sonra içeriyi o insanların iliklerini donduran hatıraları anlattı . Kah güldük beraberce kah ağladık. Anlatan babamdı beni var eden beni her zaman teselli eden babam .. Şimdi sanki benim tesellimi bekliyordu . Söyleyecek söz bulamıyordum kelimeler boğazıma düğümlenmiş ne yapmam gerektiğini bir türlü çözememiştim .
Birden sustu . Dudakları titriyordu . Kalk çay demle dedi. Bir asker edasında ayağa fırladım . Çayı demledim. Çay olana kadar hiç konuşmadık . Aslında konuşan suskunluğumuzdu . Anlamını yitirmişti çünkü kelimeler . Ve şimdi dedikten sonra çayını yudumladı . Olmamış dedi , hem de hiç olmamış . Şaşırmıştım . Neden diye bildim sadece . Anlatmaya başladı ..
Pol-Der üyesi olduğunu daha sonra öğrendiği bir polisten bahsetti ve anlatmaya başladı ;
Sorgudan yeni çıkmıştım. İçimde tek bir şeyin özlemi vardı o anda . Şu soğuk hücrede bir bardak sıcak çay . Hücrenin kapısı açıldığında içimde bir korku birikti . Daha yeni gelmiştim yinemi götürülecektim . A.. geldi hocam buyur çay demledik gel iç dedi . Korkuyordum ne olacağını anlamamıştım . İlk önce yeni bir psikolojik işkence diye düşündüm . Kollarımdan tutup beni alt kata inen merdivenlerin altındaki küçük odaya soktu . Bir bardak çay uzattı bana gecenin karanlığı kadar demliydi. Açken bunu içersem ölürüm dedim . O çocuksu yüzü birden gülümsemeyle ve birazda utançla dolmuştu birden . Pardon hocam dedi bir kaç şeker daha ver di . O soğuk odadaki en güzel çaydı dedi . Onun gibi olmamış Ozan dedi . Hem de hiç olmamış . Korkunun beslediği o demli çayın tadı gibi olmamış . Anlamıyorsun beni. Bir gün sende içersen o kokunun beslediği demli çayı anlarsın dedi. Yatmaya gitti .
Aklımdan geçen tek şey vardı . Bir gün baba bir gün seninle korkunun o demli çaylarından özgürlüğün ışığı altın beraber içeceğiz . En kötü günlere inat.
18.Ekim.2004
1 yorum:
Merhaba:)) Bu bloğunuza ilk ziyaretim ve "Türk Blog Yazarları"ndan geldim. Yazılarınızı elimden geldiğince okumaya çalıştım malum iş yerindeyim:) Çok başarılı bir yazı olduğunu belirtmek isterim. O kadar içten, o kadar duygulu ki bir bardak çayın hasretinden yoksun olmanın eksikliğini hissettirdi bana. Sevgiler...
Yorum Gönder