Yalnızlığa mahkum hayatlar. Bazen acı içinde çığlık atan karanlık gözler ve belirsiz bir yaşamın içinde kalan sessizlikler. Elleri yüzleri duyguları olmayan insanlar .Hepsi birer birer çoğalıyor hepsi birer birer bizi içlerine alıp yalnızlıklarına ortak etmek istiyorlar. Bu ortaklığa aşk diyor, daha sonra bizim olan o duyguları da alıp, karşımıza geçip bir bulvar komedisinin yalan replikleriyle aşkı bize, aşkı aşkın kendi sahiplerine anlatmaya çalışıyorlar. Duyguların çoğulluğuna inat duyguları yalnızlaştırmaya çalışarak. Bizi bize düşman etmek istiyorlar .Gece gelen kötü haberin veya televizyonda son dakika haberi olarak adlandırılan bazı kelime oyunları bütünlüğü içindeki gelişmişsel yaklaşımın sade yalanları oluyorlar hayatımızda. Gelip geçen ve med cezire vuran duygu getirimleri içerisinde beni benden , seni senden alarak bizi bize başkalaştırarak geçen sevgilerin aslında sevgi olmadığı konusuna eğilerek ve geçen senelerin gelen senelere , bu haftanın gelecek haftalara ayna olduğu düşüncesi içerisinde gelişen duyguları bizim duygularımız sanmamız için ellerinden geleni yapıp bizi bizden uzaklaştırmaya çalışıyorlar.
Kanmayın sakın bu oyunlara, bu oyunlar alacak bizim elimizden elma şekeri aşklarımızı ve bir daha saklambaç oynarken komşunun kızını veya oğlunu öptüğümüz de ki o kağıt helva dondurma tatlarını. Alıyorlar alacaklar.
Dolaşırken yağmur yağarken sokaklarda. Yalnız olmamıza engel olacaklar. Yanımızda ya sevgili ya arkadaş yada başka bir sıfatta yalnızlığımızda gerçek aşkın olmadığı hallere bürünecekler. Zevk çığlıkları atacaklar en ateşli sevişmelerin en durgun anlarında. En ufak manada sevişmeler çıkaracaklar ortaya. Olur olmaz hallerde yalnızlığımızı çalacaklar ve adına aşk diyecekler.