İzlemeli - Müjdat Gezen Rutkay Aziz Savaş Dinçel-- Şiirm Geldi

02 Haziran 2008 Pazartesi

Aklıma Gelenler II

anlamsız kalan belkide senle bendim...

kelimelerin nereden geldiği sorusu takıldı aklıma. Hani bizim nereden geldiğimiz sorusu gibi . Yaşam lakırdıları arasında her zaman ağzımızdan , kalemimizden çıkan kelimelerin nereden geldiğini merak eder oldum nedensizce. Artık kelimelerin neden bana küs olduğunu anlamaya çalışan beynime zamanın neresinden geldiğini soruyorum kelimelerin.

Aslında sorulan her sorunun cevabı yoktur bu sorunuda cevabı olmadığını bililyorum ama nedense bu soruyu sormak beni mutlu edecekmis gibi geliyor...

Aklımda onca soru varki yalnızlık seninle paylaşmak istediğim , hangisinden , nereden , nasıl başlayacağımı bir türlü bulamıyorum . Adresim aynı demiştim yalnızlık sana , adresim aynı ama duygularım değişti demiştim sana , anlaşılan değişen birtek duygularım değilmiş yalnızlık , değişen benim olan yaradanı benim olduğum bu küçük dünyada değişmiş . Kimin nereden gelip bu küçük dünyaya nasıl girdiğini , benim neden bu dünyanın yaradanıyken bi anda kulu olduğumu anlamıyorum . Yazmaktan vaz geçmek istemiyorum ama sistemin yalan çarkı arasında sıkışıp kalmış olmamdan bir türlü anlamı şeyler yazamıyorum kelimelere küskünlüğüm var , kelimelerin de bana , kalemime küskünlüğüm var , biliyorum kalemiminde bana ama benim birde bitmeyecek bir isyanım var anlamsız hayat cümlelerinden oluşan ve bitmek üzereyken bi anda başlayan hayata isyanım var . Kelimelerini bilmediğim bir dilde anlamsız şarkılar söyleyip Girneden anadoluya doğru elimde şarap şişesiyle küfürler etmek istiyorum , bilmiyorum ...

16 Mart 2008 Pazar

aklıma gelenler

amaç sonuç ilişkisi denilen şeyin ne olduğu konusun da pek bir fikrim yok ama neden sonuç denilenb şeyin nereden gelip de nerelere gittiğinin farkında olmak sanki beni şöle alıp gidiyor amaçsız ayrılıklara şimdi bulunduğum bu ada ve bu adaya benzer yüreğim bana neler yaşatıyor anlatamam anlatmakta istemem .. zamana ayak uyduran ben bir zalimim

16 Eylül 2007 Pazar

Gençliğim...

Bir sevda masalı vardı önceleri
Masalda ben vardım sen vardın ve bu şehir vardı Gençlik yaşamımın şehri
Aşkın şehri
Dostumun can dostumun şehri
İzmit vardı
Şimdi bu hikaye bitti mi diye düşünüyorum
Can dostum hala var
Ve hala orada İzmit’te
Gençliğim yok ellerimde
Oda cebimdeki resimlerde
Orada İzmit’in
Kaybolan caddelerinde

Elveda...


Bu ayrılık elbet biter Karagül
Elbet gün doğar bir gün
Elbet yeniden kavuşuruz .
Ben kaçar gibi geziyorum sokakları
Bir cebimde Nagant bir cebimde anılarım
Soğuk soğuk bacağıma vuruyor
Nagant ‘ın buz gibi çeliği
Ve ben ürperiyorum her temasta ürkek bir ceylan gibi .
Şimdi aklıma duvarlara , kapılara ve gökyüzünde ki yıldızlara
Yazmaya çalıştığım yasak düşüncelerim geldi ,
Bastırılmaya çalışılan

Sen , Karagül
Gecemin aydınlığı yalnızlığımın karanlığı .
Bekle Karagül
Geliyorum ağır ağır
Bir cebimde Nagant bir cebimde anılarım
Ve başım dumanlı .
Ateşten gömlekler giydim bugün
Buğulu vitrinlerde baktım gözlerime en son
Dostların sonsuzluğundan sıyrılıp geldim
Bir içimde gidiş durmadı bir de saflığa ulaşma isteğim .
Şimdi ben gidiyorum Karagül
Affet beni
Bir gün bir başka yerde buluşmak üzere
Gidiyorum , bir cebimde Nagant aklımda ölümle
Gidiyorum ...
Elveda Karagül.... !!!!

15 Eylül 2007 Cumartesi

BİR BARDAK DEMLİ ÇAY



Babam Aydın GÖZAÇAN'a





Anlatamıyorum galiba diye düşündüm... Ama ne olursa olsun anlatmalı bildiklerimi paylaşmalıydım .. Ölüm gibi çünkü sırlar ve beni daima yıkıp geçiyorlardı . Şimdi geçen yirmi yılın arkasından baktığımda , nelere kadir olduğumu fark ediyorum . Anlatmak isteğimde burada başlıyor .
Geçen günler de Kanal D 'de yayımlanan "Çemberimde Gül Oya " adlı diziyi seyrediyordum . Ve bence tamamıyla o dönemi anlatmıyordu . Sevmemiştim diziyi . Bunu tartışmak için babama döndüğümde ise gözlerinin dolduğunu fark ettim . Elleri titriyor ve o yıllara ve türlü acılara dayanan kalbinin hızlı hızlı çarptığını hissedebiliyordum ...
Onunda o dönemleri yaşadığını biliyordum ama ne ben sormuştum o dönemleri ne de o anlatmıştı . Sürekli kanayan bir yara olduğunu biliyordum içinde . Ama o anda içinden bir ses tam zamanı dedi şimdi tam zamanı . Artık dinlemeliydim onu neler anlatacaktı çok merak ediyordum . Kitaplardan dergilerden öğrendiğim ve öğrenmemi teşvik eden insanı dinleye bilecektim şimdi . Onu kırmaktan korkarak da olsa "o dönemler nasıldı ? " diye bildim sadece . Nasıl çıkmıştı bu soru ağzımdan bilemiyorum ama olmuş bitmişti artık . O buğulu gözleriyle beni süzüyordu. Nefesimi tutmuş onu dinliyordum .
İlk yakalandığı zamandan dostlarından , hiç geri gelemeyen arkadaşlarından bahsetti önce. Sonra içeriyi o insanların iliklerini donduran hatıraları anlattı . Kah güldük beraberce kah ağladık. Anlatan babamdı beni var eden beni her zaman teselli eden babam .. Şimdi sanki benim tesellimi bekliyordu . Söyleyecek söz bulamıyordum kelimeler boğazıma düğümlenmiş ne yapmam gerektiğini bir türlü çözememiştim .
Birden sustu . Dudakları titriyordu . Kalk çay demle dedi. Bir asker edasında ayağa fırladım . Çayı demledim. Çay olana kadar hiç konuşmadık . Aslında konuşan suskunluğumuzdu . Anlamını yitirmişti çünkü kelimeler . Ve şimdi dedikten sonra çayını yudumladı . Olmamış dedi , hem de hiç olmamış . Şaşırmıştım . Neden diye bildim sadece . Anlatmaya başladı ..

Pol-Der üyesi olduğunu daha sonra öğrendiği bir polisten bahsetti ve anlatmaya başladı ;
Sorgudan yeni çıkmıştım. İçimde tek bir şeyin özlemi vardı o anda . Şu soğuk hücrede bir bardak sıcak çay . Hücrenin kapısı açıldığında içimde bir korku birikti . Daha yeni gelmiştim yinemi götürülecektim . A.. geldi hocam buyur çay demledik gel iç dedi . Korkuyordum ne olacağını anlamamıştım . İlk önce yeni bir psikolojik işkence diye düşündüm . Kollarımdan tutup beni alt kata inen merdivenlerin altındaki küçük odaya soktu . Bir bardak çay uzattı bana gecenin karanlığı kadar demliydi. Açken bunu içersem ölürüm dedim . O çocuksu yüzü birden gülümsemeyle ve birazda utançla dolmuştu birden . Pardon hocam dedi bir kaç şeker daha ver di . O soğuk odadaki en güzel çaydı dedi . Onun gibi olmamış Ozan dedi . Hem de hiç olmamış . Korkunun beslediği o demli çayın tadı gibi olmamış . Anlamıyorsun beni. Bir gün sende içersen o kokunun beslediği demli çayı anlarsın dedi. Yatmaya gitti .
Aklımdan geçen tek şey vardı . Bir gün baba bir gün seninle korkunun o demli çaylarından özgürlüğün ışığı altın beraber içeceğiz . En kötü günlere inat.
18.Ekim.2004

14 Eylül 2007 Cuma

Dostuma(?)


Bu şiiri yazdığım zamanlarda içimde kocaman bir özlemdin ... Amaçsızca senin yanında olamamanın verdiği acıyla çalkalanıyordum . Umutlarına herzaman ortak olduğumu sanıyordum ama değilmişim bunu çok ama çok geç öğrendim . Şİmdi nerelerdesin bilmiyorum ama herzaman aklımdasın sen istemesende ....
Özledim dedim sadece
Sadece özlemimi dile getirdim
Özlettim sadece kendimi
Hep ulaşılmaz olmak istedim
Ama ....
Ellerimden yavaş yavaş
Kayıp gidişini engelleyemedim
Ağlayacağın bir omuz olamadım
Boşlukta süzülürken seni tutamadım
Bir sen kopunca içinden
Ben hiç yanında olamadım
Kahkahalarını izleyemedim doyumsuzca
Göz yaşlarına işli bir mendil olamadım
Dört yıl sesimi dinlettim sana hep
Sen beni ararken
Ben senin yanında hiç olamadım …

(Zeynep AKTAŞ’a )