Haftanın Videosu- Grup Baran - Kanatlarında Kaldı

31 Mart 2010 Çarşamba

Sakın....

Yalnızlığa mahkum hayatlar. Bazen acı içinde çığlık atan karanlık gözler ve belirsiz bir yaşamın içinde kalan sessizlikler. Elleri yüzleri duyguları olmayan insanlar .Hepsi birer birer çoğalıyor hepsi birer birer bizi içlerine alıp yalnızlıklarına ortak etmek istiyorlar. Bu ortaklığa aşk diyor, daha sonra bizim olan o duyguları da alıp, karşımıza geçip bir bulvar komedisinin yalan replikleriyle aşkı bize, aşkı aşkın kendi sahiplerine anlatmaya çalışıyorlar. Duyguların çoğulluğuna inat duyguları yalnızlaştırmaya çalışarak. Bizi bize düşman etmek istiyorlar .Gece gelen kötü haberin veya televizyonda son dakika haberi olarak adlandırılan bazı kelime oyunları bütünlüğü içindeki gelişmişsel yaklaşımın sade yalanları oluyorlar hayatımızda. Gelip geçen ve med cezire vuran duygu getirimleri içerisinde beni benden , seni senden alarak bizi bize başkalaştırarak geçen sevgilerin aslında sevgi olmadığı konusuna eğilerek ve geçen senelerin gelen senelere , bu haftanın gelecek haftalara ayna olduğu düşüncesi içerisinde gelişen duyguları bizim duygularımız sanmamız için ellerinden geleni yapıp bizi bizden uzaklaştırmaya çalışıyorlar.

Kanmayın sakın bu oyunlara, bu oyunlar alacak bizim elimizden elma şekeri aşklarımızı ve bir daha saklambaç oynarken komşunun kızını veya oğlunu öptüğümüz de ki o kağıt helva dondurma tatlarını. Alıyorlar alacaklar.

Dolaşırken yağmur yağarken sokaklarda. Yalnız olmamıza engel olacaklar. Yanımızda ya sevgili ya arkadaş yada başka bir sıfatta yalnızlığımızda gerçek aşkın olmadığı hallere bürünecekler. Zevk çığlıkları atacaklar en ateşli sevişmelerin en durgun anlarında. En ufak manada sevişmeler çıkaracaklar ortaya. Olur olmaz hallerde yalnızlığımızı çalacaklar ve adına aşk diyecekler.

Biz aşkın ne olduğunu anlamadan ölüp giderken aşkı bu zannederken…

Teretmeli...

zamansız kalsın istiyorum düşüncelerim ellerimi her uzattığımda ellerimin kırılmasını istemiyorum. zamanın beni alıp bambaşka diyarlara götürmesini istemiyorum ... aklıma girdin gireli karmaşlar aklımda hala anlamını çözemediğim soru işaretleri ... lanetler okumak istiyorum sana ama ne lanet okuya bilirim sana nede başka bir şey ... anlamsız artık herşey ... sevgilerim doğru aşkım bildiğim her şey doğru ve bu doğrularım gerçek oldukları kadar yalan . yalanlarım bir anda doğru gibi geliyor. inandığım varlığına kabul götürdüğüm herşey daha sonra yeniden aklıma gerçek olan doğrularım geliyor ... kaleme saldırıyorum yeniden aklımda karma karışık düşüncelerle ... seninle olan olmayan olacak veya olmayacak olan herşey geliyor aklıma . sarmaşdolaş oluyorum aklımda ki o soru işeretleriyle canım acıyor.

şimdi aklımda bunca soru aklımda bunca karmaşayla kıbrısta bu ada da delirmemek için kendimi zorluyorum. birazdan gidip yatacağım sıcacık yatağıma sarılacağım yatağımda beni koşulsuz seven sevgilime ve aklımda ki bunca soru işaretini yokolup gideceğini biliyorum sabah kalktığımda. belkide sileceğim bu yazımı bir daha görmemek için.

aklımda zamana aldanmış aklımda zamanı yakalayamamış bir şey. bilmiyorum bunun ne olduğunu. aklımdaki onca sorunun ne olduğu da beni pek ilgilendirmiyor. alakadar olmak istemiyorum artık aklımdaki bu sorunlarla. bir kenara çekilip izlemek istiyorum bu oyunu.

BENİ TERK ETEMESİNİ İSTİYORUM AKLIMDAKİ ONCA SORU İŞARETİNİN .....

Senin Üzerinden Seni...

aklımda bazı gerçek düşüncelerin dışında, hala gerçeğin ne olduğu konusunda kesin bir kararımın olmaması beni anlamsızlaştırıyor ... gecenin biraz mavi biraz beyaz aydınlığında ellerim cebimde yürüdüğüm bu ülkenin şehrinin caddelerinde, aklımda karma karışık olan düşünce toplulukları arasında sana olan sevgimin amacında bazı gerçek olma duruşları arasında, gidip gelmekte olan ruhumun içine sinen bir anlamsızlık bulutu ile birlikte beni benden seni senden alan şeyin aşk olduğu konusunda hem fikir olduğum dostlar, bazen beni alan bazen beni sana götüren aşkın, bir sevgiliye dokunuşunu hatırlatan anlamsız kelimeler bütünlüğü içerisinde benim olan tek şeyin sen olduğunun farkındayım bunu bil .

şimdi gecenin mavimsi soğukluğunda dolaştığım bu şehrin caddelerin de görmeyi arzuladığım küçük bir sokak köpeği gibi umutlarım. gecenin ala bildiğine soğukluğunda alabildiğine çığlıklar atmak istiyorum, bu martıların olmadığı ada da. bir ada da nasıl martı olmaz? bunu düşünüyorum bu adaya geldiğim günden bu yana ve ben hala bunun ne olduğu konusun da bir fikre sahip olamadım işte bu belirsizlik beni delirtiyor bu belirsizlik benim martıları tekrar tekrar ne kadar özlediğimi bana hatırlatıyor ne yazık ki. martıları özlüyorum Karadeniz de beni dalgalarla birlikte alıp hayallerime uzanan zorlu yolculukta beni güçlü kılan martı çığlıklarını. ellerimi uzattığımda beni çığlıklarına takıp alıp götüren martı çığlıklarını ....

martıların kanatlarında bir hayattı benimkisi ve bir martı kadar hızlı ilerliyordu hayat acımasızca. birden beliren beni benden alan ama hala neden olduğunu bilmediğim her şeyden herkes den uzaklaştıran martılar bugün beni rahatlatmak yerine , onlara duyduğum özlemle daha da derinlere uzanmama sebep oluyor gönlümün ...

ev de bacaklarımı uzatmış teknolojiye ayak uydurmuş kelimelerimle kucağımda duran bilgisayarımda yazıyorum kelimelerimin anlamsız bütünlüğünü. dilimde kulağımda eskilerden bir şarkı dudaklarımda akşamki sevişmemden kalan ıslaklıkla senin üzerinden seni özlüyorum sevgili...

tekrar tekrar

ellerimde kalan yaşam kırıntıları sayesinde tekrar aranızda olmak beni mutlu ediyor mutlu oldukça içimden yazmak uzun zamandır aranızda oolmadığım süreçte aklımdan geçenleri sizlerle paylaşmak geliyor ...

görüşmek dileğiyle.....

2 Haziran 2008 Pazartesi

Aklıma Gelenler II

anlamsız kalan belkide senle bendim...

kelimelerin nereden geldiği sorusu takıldı aklıma. Hani bizim nereden geldiğimiz sorusu gibi . Yaşam lakırdıları arasında her zaman ağzımızdan , kalemimizden çıkan kelimelerin nereden geldiğini merak eder oldum nedensizce. Artık kelimelerin neden bana küs olduğunu anlamaya çalışan beynime zamanın neresinden geldiğini soruyorum kelimelerin.

Aslında sorulan her sorunun cevabı yoktur bu sorunuda cevabı olmadığını bililyorum ama nedense bu soruyu sormak beni mutlu edecekmis gibi geliyor...

Aklımda onca soru varki yalnızlık seninle paylaşmak istediğim , hangisinden , nereden , nasıl başlayacağımı bir türlü bulamıyorum . Adresim aynı demiştim yalnızlık sana , adresim aynı ama duygularım değişti demiştim sana , anlaşılan değişen birtek duygularım değilmiş yalnızlık , değişen benim olan yaradanı benim olduğum bu küçük dünyada değişmiş . Kimin nereden gelip bu küçük dünyaya nasıl girdiğini , benim neden bu dünyanın yaradanıyken bi anda kulu olduğumu anlamıyorum . Yazmaktan vaz geçmek istemiyorum ama sistemin yalan çarkı arasında sıkışıp kalmış olmamdan bir türlü anlamı şeyler yazamıyorum kelimelere küskünlüğüm var , kelimelerin de bana , kalemime küskünlüğüm var , biliyorum kalemiminde bana ama benim birde bitmeyecek bir isyanım var anlamsız hayat cümlelerinden oluşan ve bitmek üzereyken bi anda başlayan hayata isyanım var . Kelimelerini bilmediğim bir dilde anlamsız şarkılar söyleyip Girneden anadoluya doğru elimde şarap şişesiyle küfürler etmek istiyorum , bilmiyorum ...

16 Mart 2008 Pazar

aklıma gelenler

amaç sonuç ilişkisi denilen şeyin ne olduğu konusun da pek bir fikrim yok ama neden sonuç denilenb şeyin nereden gelip de nerelere gittiğinin farkında olmak sanki beni şöle alıp gidiyor amaçsız ayrılıklara şimdi bulunduğum bu ada ve bu adaya benzer yüreğim bana neler yaşatıyor anlatamam anlatmakta istemem .. zamana ayak uyduran ben bir zalimim